Datça Yarımadası

DATÇA YARIMADASI

Dar bir yarımada olan Datça, Ege denizinin Akdeniz'e kavuştuğu nokta olan Deveboynu Burnu ile son bulur. 20. yüzyılın başlarından itibaren Sultan Mehmed Reşad'ın tahta geçmesinin onuruna bir süre Reşadiye Yarımadası olarak da anılmaktadır. Datça'daki ana yerleşimin dışında, bu dağlık yarımadada büyük nüfusa sahip başka bir yerleşim bulunmamaktadır.

Büyük bir kısmı koruma altında olup makilik, ormanlık ve kayalık bir araziye sahip olan yarımada bir çok dağ keçisine ve endemik bitkiye ev sahipliği yapmakta. Birçok plajı ve yerleşim görmemiş bakir koyları ile, bu etkileyici yarımadayı keşfetmenin en popüler yolu günümüze kadar tekne ile olmuştur.
Karia Yolu rotası Eski Datça'dan başlayıp güneye ve batıya doğru engebeli burunları ve koyları aşıp Knidos antik kentine ve yarımadanın en ucunda yer alan Deveboynu deniz fenerine ulaşıyor. Buradan 12 Yunan adalarından bazıları kolaylıkla görülebilmekte. Bu noktadan doğuya, anakaraya doğru yönelen rota Datça yarımadasının neredeyse hiç yerleşim görmemiş kuzey şeridini takip edip en dar kısmı olan Balıkaşıran'a ve buradan da Cleopatra/Sedir adasına doğru yol alıyor. Akçapınar köyü yakınlarından başlayıp belki de Türkiye'nin en nostaljik yollarından biri olan Okaliptüs ağaçları ile kaplı eski Muğla-Marmaris yolunu takip ederek 'Yavaş Şehir' unvanına sahip Akyaka'da son buluyor.